Yakışıklı Orman
Çam ağaçları yaprak dökmez sanır insan. Her halde yaprak nedir bilmeyenler söylenti yaymış. Ay söylenti demişken şimdi herkes beni arıyordur değil mi? -Nereye gitti bu kız? Oğlanlara mı kaçtı? Hah ha ne oğlanı, ormana kaçtım! Beni rahat bırakacaklarını bilsem, bütün oğlanları şu tepenin başından aşağı atardım! -Hey sevgili yakışıklı orman beni almaz mısın kendine? Sen oğlan mısın acaba? Beni al yemyeşil derinliklerine. Sonsuza kadar bağrında uyurum. İstersen çiçekli topraklarında dans ederim. Bak, sana yakışayım diye bembeyaz giyindim. Vallahi düğünden kaçmadım. Benim düğünüm değildi ki, annemlerin düğünüydü. Beni bulurlarsa eğer var ya! Hatırım için, bu yüce, heybetli gövdelerinin hatırı için, beni yerin yedi kat altına sakla ne olur! Üstüme yedi kapı kilitle, anahtarlarını dünyaya savur. Kimse bulamasın. Arasınlar.. arasınlar.. kıyamete kadar oyalansınlar. Beni unutsunlar. Kaybetsinler. Ya da ben bu güzel toprağın üzerinde; mesela üç günlük ömrü olan, şöyle renk renk süzülen bir kelebek olsaydım; dimi, ne güzel olurdu. Üçüncü gün ölseydim, dördüncü günü görmeseydim. İnsanların arasında bir kız çocuğu, bir genç kız, bir kadın olmasaydım. Yeter söyletme beni. Bulurlar şimdi. Hadi sakla saklayabildiğin kadar. Korkuyorum, ama inan ki batan güneşinden değil, vahşi hayvanlarından değil; aşağıda kalan insanlarından. Eyvah! Geldiler, buldular beni. Sesleri geliyor. Ben sana demedim mi beni sakla diye! Sana sığınmadım mı? Bunca yüceliğinden utan! Koca koca ağaçlarının boynu devrilsin! Verdin değil mi beni aşağıdakilere?
-Zeynep.. Zeynep..
-Ahanda dayı orada!
-Kiminle kaçtın kız? Nerede aşığın? İkinizi de vuracağım.
-Dayıı dur hele..
-Vuracağım seni rezil ettin beni.
– Iı dayıı.. bu kız ne yapıyor?!
-Kızım.. kızım.. dur, ne yapıyorsun?
-Dayı ben bu kızı almam, delirmiş bu.
Sevgili yakışıklı orman affet beni. Sakladın beni. Hem de üzerime kilitlenen binlerce kapıyı kırarak. Ben şimdi bir kelebek gibi… Bembeyaz bir kelebek gibi… Üç günlük ömrümün üçüncüsünde aklımı alıp yaşatma beni. Güneş gitti. İnsanlar gitti. Şimdi bırak acımayı, kartallarına yem et beni. Onların damarlarında güneşe doğru uçarım. Kim bilir yağmurlar yağar ıslatır ruhumu. Başka başka dünyalara, alemlere karışırım. Sevgili yakışıklı orman saklama artık beni. Yerin yedi kat altına sığamam. Üçüncü günümde kartallara ver. Güneşler beni bekler.